Rivayet o ki yaklaşık iki asır önce Karacasulu bir gelin, kumalarından rahatsız olunca bir seramikustasına bardak siparişi vermiş. Bardağın şeklini de duygularına kulak vererek ayrıntılarıyla tarif etmiş. ‘Gelin Bardağı’ böylece ortaya çıkmış, o günden beri kuma istememenin bir nişanesi olarak çeyizlerde yerini alır olmuş.
Gelin bardağı esas olarak bir gövde, bir ana ağız ve iki kulptan oluşuyor. İlk eşi temsil eden ana ağzın yanlarında yer alan iki ağız kumaları gösteriyor. Bunların alt tarafı gövdenin içine açık değil, yani su akmıyor. Sıralı bu üç ağzın diğer iki yanında ise üçerden altı tane, ana ağza bağlı küçük bir ağız daha var (çocuk emziğini andırıyor); bunlar ilk eşin çocukları. Bardağın gövdesindeki üç kadın figüründen ilk eşi sembolize eden de gelin tacı bulunuyor. Çevresindeki zincirler çocuklarının gölgesi altında olduğunu ve huzurlu bir yaşam sürdüğünü gösteriyor. Yaşlanmış erkek figürü ise kocayı evdeki hanımlarla bağlantılıyor. Altında bardağın hangi tarihte ve kimin tarafından yapıldığı yazan bir amblem var. Onun da altındaki çiçekse erkeğin ilk hanımıyla yaşadığı güzel günleri simgeliyor. Seramiğin sekiz asırlık merkezi olan Aydın’ın Karacasu ilçesinde yaklaşık 40 yıl önceye kadar her genç kızın çeyizine konulan gelin bardağı yavaş yavaş unutuluyor. ‘Gelin bardağı’nın ne olduğunu yeni yetişen nesiller bilmiyor bile. İşin ustaları da azalmış durumda. Halen faaliyette olan 30’a yakın seramik atölyesinden sadece birkaçı, talep doğrultusunda gelin bardağı yapmaya devam ediyor. Şimdilerde ev veya işyerlerinde süs eşyası olarak kullanılan gelin bardağı, yılda ancak 100 civarında imal ediliyor.
Seramikçiler, haliyle, iki asırdan beri devam eden bu geleneğin unutulmasından rahatsızlar. İlçenin en yaşlı seramik ustalarından Hamdi Kiriş, dedelerinden miras kalan gelin bardağını gelecek nesillere aktarmak için önemli bir çalışma başlatmış. Çok sayıda gelin bardağı hazırlayarak kaymakamlık, belediye, Milli Eğitim müdürlüğü ve Halk Eğitim merkezi gibi başlıca kamu kurum ve kuruluşlarının binalarına, Karacasu Etnografya ve Afrodias müzelerine sergilenmesi için birer tane hediye etmiş. Buralarda halkın gelip geçtiği yerlere konulan gelin bardaklarının altına da yine Kiriş’in hazırladığı, tarihçesi ve anlamı hakkında bilgi veren yazılar asılmış. Böylece gelin bardağı unutanlara hatırlatılıyor, bilmeyenlere de öğretiliyor. Amaç kuma geleneğini yeşertmek değil, kadınların acılarını ve bilgeliklerini teseccüs ettirdikleri bir sanatsal figürü korumak.
Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürü Nuri Aktakka da bu süs eşyasının eski bir Türk ailesinin yaşamını yansıttığının altını çiziyor. “Kumaya hayır” anlamı taşıyan gelin bardağının geçmişe dair önemli bir belge olduğunu vurgulayan Aktakka, o zamanlarda bile Türk kadınının tek eşli yaşamın faydalarını bildiğini dile getiriyor. Cumhuriyet dönemiyle birlikte tek eşli yaşamın benimsenmesinden sonra bu eşyanın gelinlik kızlar için önemini yitirdiğini belirten Aktakka, şunları söylüyor: “Gelin bardağı, 40 yıl öncesine kadar yöre halkı için büyük önem taşıyordu. Tek eşlilik gibi önemli bir tespitin yapıldığı bu seramik süs eşyası, evlenecek kızların en önemli çeyiz malzemesini oluşturuyordu. Bardağı diğer çeyizleriyle birlikte eşinin evine götüren kız, üzerine kuma istemediğini anlatmış oluyordu. Şimdi ise sadece süs eşyası olarak kullanılıyor. Hem ustasının azalması hem de ilgisizlik yüzünden bu önemli kültür ürünü kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya.”
Zaman Gazetesi yazarı MEHMET BARLAS yazısıdır.
|